TAVUK ALIRKEN HORMONSUZ OLDUĞUNU NASIL ANLARIZ?

TAVUK ALIRKEN HORMONSUZ OLDUĞUNU NASIL ANLARIZ?

TAVUK ALIRKEN HORMONSUZ OLDUĞUNU NASIL ANLARIZ?

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ YEM

Organik lafı aslında Amerika kökenli bir kelime oyunudur. Siz eğer bir tarımsal faaliyette bulunuyorsanız, yani gerçek tohum ekmek için bir çukur bile kazsanız, bu artık doğal sayılamayacağından, “organik” diye bir kavram türetmişler. Endüstriyel beyaz et üretiminde pek çok kimyasal madde ve genetiği değiştirilmiş yem kullanılıyor. Bunu genellikle ilaç firmaları daha 1950’lerde geliştirip patentlerini almışlar. Aslında yarı kimyasal bir et üretimi, ana hedef de kızartılabilir bir ürün olması, zira “fast-food” restoranları pilici kızartabiliyor, oysa tavuk kızartılamaz. Organik dendiğinde ise bunların bir kısmına izin vermiyor, hızlı büyütmek diye bir kavram yok. Belli alanda belli sayıda hayvan barındırıyorsunuz, bu nedenle bunlara bakan insan sayısı da artmak zorunda. Böylelikle doğala çok daha yakın bir ürün alıyorsunuz.

HIZLI BÜYÜSÜN DİYE ANTİBİYOTİK

Endüstriyel beyaz et üretiminde bir civciv yaklaşık 40 gün içinde kesime gönderilebiliyor. Hayvanın bir kilogram eti için sadece 1,7 kilogram yem veriliyor, ama sürekli yemesi için 23 saat ışık altında tutuluyor, yani uyuması diye bir şey yok. Ama esas sorun hızlı büyütmek için antibiyotik ve benzeri maddelerin kullanımının zorunlu olması. Bu maddeler de ucuz.  hayvanın başta bağırsakları olmak üzere yapısını değiştiriyorlar ve böylelikle yemden sağlanan besinin hepsi beyaz ete dönüşüyor. Ne var ki esas sorun böyle büyütülen hayvanın yumurta gibi 20 dakikada pişebilmesi, hatta dağılması. Bunun olası en mantıklı açıklaması kullanılan antibiyotiklerin kollajen dediğimiz doku özelliğini bozması.

TOPUK KASI KİRİŞİNİ KOPARAN MADDE

Tavuğun yenebilir kıvama gelmesi için tencerede en az 2 saat haşlanarak kollajenin dokudan tenceredeki suya geçmesi lazım, işte bu da donunca jöleye dönüşüyor. “Sağlıklı beyaz et” denen hayvanda bu yok. Büyümenin hızlı olması da buna bağlı. Beyaz et üretiminde hızlı büyütme için antibiyotik kullanılması bu yüzden zorunlu. Ne var ki bu antibiyotiklerin bir kısmı insanlarda topuk kası kirişini bile kopardıkları için piyasadan çekilip beyaz et üretimine verilmiş ürünler. Amerikalılar bir şey yapmış, ama nasıl yaptıklarını anlamadan “daha iyi besliyoruz, hızlı pişiyor, çünkü körpe” diye akıllarına uydurmuş gariplerim.

TAVUK ETİ BEYAZ DEĞİLDİR!

İşte organik üretimde bu antibiyotiklerin bir kısmını kullanamıyorsunuz, bu da hayvanın büyüme süresinin uzaması anlamına geliyor, ancak 81 günde kesime gönderiliyorlar. Burada 3 ay kavramı aslına çok önemli, çünkü civciv ergenliğinden çıkarak tavuğa en erken üç ayda dönüşüyor, yumurtlama başlıyor, bunun sonucunda dokusunda bizim için şifalı bileşikler depolanmış oluyor. Dolayısıyla organik üretimde hayvanı daha uzun süre beslemek ve daha iyi koşullarda bakmak zorundasınız. Bu da kilogram et fiyatını en az üç kat artırıyor, ama karşılığında antibiyotik kalıntısı olmayan tavuğa daha yakın bir et tüketiyorsunuz. Nitekim bu hayvanın eti kırmızıya yakın, zaten beyaz et kavramı tamamen uydurma, tavuğun eti beyaz değil. Benzer şekilde derisi de kilosu beş liralıklar gibi incecik değil, çiğnemeniz gerekiyor.

YARIM SAATTE PİŞİYORSA DİKKAT!

Satın aldığınız tavuğun organik olmadığını anlamak için doğrudan bakarak ya da etiketten söyleyebilmek zor, ama deneyerek kesinlikle anlaşılabilir. Birincisi tencerede 2 saatten önce pişmezler, suyu soğuduğunda jöle yapacak biçimde donar ve elbette lezzeti de saman gibi değildir. Etinin rengi beyaz değildir ve tencereden alırken diğerleri gibi darmadağın olmaz. İngiltere’de iyi koşullarda yetiştirilmiş tavuğun etiketinde pişme süresi olarak 1 saat 40 dakika yazıyor. Ama dediğim gibi, hiç antibiyotik kullanılmamışsa bu süre 3 saate bile çıkar, kaskatı donan bir jöle oluşur. Tüketici bu kriterlere bakacak, o zaman ancak bir kez kandırılabilir. Yoksa almışsınız organik diye ve dünya para vermişsiniz, yarım saatte pişip jöle çıkmıyorsa, markasının ya da ambalajında yazanın önemi yok, organik değildir.

AŞIRI KİMYASALA MARUZ KALMASIN

Organik tavuğun üretilmesi elbette çok zor. Bir kere açık alanda büyütmeniz gerekiyor, dolayısıyla yer lazım. Endüstri olasılıkla yumurta üretiminden çıkan tavukları organik niyetine piyasaya veriyor. Bunun aslında bir sakıncası yok, yeter ki aşırı kimyasala maruz kalmamış tavuklar olsun, birkaç hafta kendine gelseler o da yeter.

GÜVENDİĞİNİZ YERLERDEN ALIN

Piyasada gerçek organik tavuk var ama bunlar marketlerde satılan bilindik markalar değiller, iyi kasaplarda bulunuyorlar. Bunun dışında kendi güvendiğiniz yerlerden, pazarlardan da rahatlıkla alabilirsiniz. En kolayı kasabınızdan isteyiniz, mutlaka bulup getirecektir, çünkü büyük şehirlere girmeye çalışan çok miktarda küçük çaplı gerçek üretici var artık. Nasıl olsa kriter belli, tencerede haşladığınızda 2 saatten önce pişmez, yani etinden koparamazsınız, suyu donduğunda kaskatı jöle olur, etinin rengi av kuşu gibi kırmızıdır, derisi ve yapısı sağlamdır ve elbette lezzetinden de ayırt edilir.

O JÖLE HER HASTALIĞA DEVADIR

Elbette, köy tavuğu diye satılanlar aslında gerçek tavuktur. Anadolu’da tavuk yumurta için beslenir, yumurta verimi düşünce kesilir. İşte aslında en makbul olan budur, ama pişme süresi çok uzundur, çünkü hayvan bir kere olgunluğuna erişmiştir, ikincisi serbest olduğundan yapısının katma değeri etinde değil, iskeletindedir. Bunu uzun haşlarsınız, ama öyle bir jöle çıkar ki her türlü hastalığa devadır.

loading...
loading...
loading...
loading...
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ